bu sabah erken uyandım zamkiler. 2 arkadaşı kahvaltıya davet etmiştim. 7:30 gibi uyanıp mutfağa daldım. söylemesi ayıptır güzel kahvaltı hazırlarım. 8:15 gibi arkadaşlar geldi, kahvaltıya başladık. nasıl olduysa konu ölüme geldi. yaşlılık ve ölüm üstüne biraz konuştuk.
tabi konu ölüm olunca insan garip hissediyor kendini. çünkü hiç aklımızın ucundan bile geçmiyor. düşünsenize her gün uyuyorsunuz ve sabah tekrar uyanıyorsunuz. uyku bir nevi ölümün küçük kardeşi. neyse 12 ye yakın arkadaşın birisi gitti, diğeriyle dışarı çıkıp hava alalım dedik.
markete gidip içecek bir şeyler aldım. ben ülkerin didi limonlu soğuk çayını alırken arkadaş sade soda aldı. yanına birde çikolata ekledik.
marketin yanındaki parkta bir yer gözümüze kestirip oturduk. ufaktan ufaktan muhabbet ediyoruz. bu esnada elinde bastonuyla bir tane dede 'selamın aleyküm' diyerek masamıza oturdu. ve anlatmaya başladı:
--!
spoiler !--
85 yaşındayım, hanımım da 83 yaşında. bugüne kadar
a hiç gitmedik. geçen sene felçlik geçirdim. beni onkoloji'ye götürdüler.
* 1 ay geçtikten sonra bir baktım bizim hanımı da getirmişler. anlayacağınız ikimiz felçlik geçirdik.
2 ay sonra hastaneden ayrıldık. bizim hanımın büyük abdestini almışlar.
* siz duydunuz mu çocuklar böyle hastalık??
- ilk defa duyduk amca.
bende ilk defa duydum. sonra bizim çocuklar geldiler. 4 tane çocuğum var. 3 erkek 1 kız. kız olan annem benim yanımda kalsın, ben onunla ilgilenirim, diğer 3 erkekte sana sırayla baksınlar baba dedi. hanımı kız aldı götürdü, bende çocuklarda kalıyorum.
çocuklarımın biri x kurumunda müdür. eşek hırsızının teki. benim maaşımı alıp, bana para vermiyor.
* versene oğlum paramı deyince sıpan değil miyiz, paranı bize harcayacaksın diye cevap veriyor.
diğer çocuğumun durumu iyi. dairesi var, iş yeri var. emeklisi var.
en küçüğü de kendi halinde motoru var, köylere süt satıyor.
--!
spoiler !--
nerden emeklisin diye kendisine sorunca anlatmaya başladı.
--!
spoiler !--
lisenin birinde gece bekçiliği yaptım. 500 tane lise talebesi kızın kaldığı bir yerde bekçilik yaptım. gece 3-4 tane kız bahçeye çıkıyordu. erkeklerle beraber oluyordu. bir kaç kere çıkıştım bana sert çıktılar. sonra karakolumu aradım onlarda umursamadılar.
* sanane, sen ne karışıyorsun, işine bak falan deyip tehdit ettiler beni.
--!
spoiler !--
son 5 dakika ise tam ibretlikti bizim için. hastalığından bahsetti ve bazen durarak, bazende dalarak anlatmaya başladı.
--!
spoiler !--
felçlik geçirdim. kendimi çok kötü hissediyorum. dayanamıyorum çocuklar. ölmek istiyorum. keşke bu hastalık gençlikte başıma gelseydi o zaman dayanırdım ama şimdi çok zor oluyor. çocuklara da muhtacız, paramı vermiyorlar, ne yapacağımı bilmiyorum. bizim hanımda köyü çok özlemiş, gitmek istiyor ama dahada hastalanır, kimse bakmaz diye kızım göndermiyor. hanım bana haber göndermiş, kendisine bakacak, ahlaklı bir kadınla evlensin diye.
*
--!
spoiler !--
biz sonra ayrıldık dedenin yanından. yalnız arkadaşla kalkarken bir şey dikkatimizi çekti. biz yaşlılık ve ölüm konusunu kahvaltıda teorik olarak konuşmuştuk. şimdi ise pratiğiyle karşılaştık. tesadüf diye bir şey olamaz değil mi??
özet geç diyenler için : Neylersin ölüm herkesin başında. üyudun uyanamadın olacak. Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir Namazlık saltanatın olacak. Taht misali o musalla taşında..